Kırşehir şehrinde VIP yaşam kültürü ve premium hizmet sahnesi kendine özgü bir dinamizm taşıyor. Retro konusu, bu sahnenin öne çıkan unsurlarını yansıtıyor. Seçkin adresleri ve atmosferi birlikte keşfedelim.
Collins, James C (1989). Uncommon Cultures: Popular Culture and Post-Modernism. New York/London: Routledge. ISBN 978-0-415-90137-6.
Fransa'da rétrospectif sözcüğünün kısaltması olan rétro, Charles de Gaulle'ün yeniden değerlendirmeleri ve Fransa'nın II. Dünya Savaşı'ndaki rolü ile kültürel geçerlilik kazandı. Rétro terimi daha sonra o dönemi hatırlatan nostaljik Fransız modaları için kullanılmaya başlandı.
retro, bilinçli olarak yakın geçmişin akımlarını, modalarını türeten veya taklit eden tarz. Söz konusu şeyin en az on beş veya yirmi yıl eskiye ait olduğu anlamına gelmektedir. Örneğin 1980'lerin veya 1990'ların giysileri retro sayılabilir. "Retro" sözcüğü Latincede "geriye doğru" anlamına gelen retro ön ekinden gelmektedir.
Robyns, Clem (1991). "Beyond the first dimension: recent tendencies in popular culture studies", in Joris Vlasselaers (Ed.) The Prince and the Frog, Leuven: ALW, 14-32.
Bölgesel Etki Alanı
Tarihsel veriler ışığında, dünya Savaşı sonrasında orduda kalan de Gaulle, Maxime Weygand ve Philippe Petain gibi döneminin bazı generallerinin kurmay heyetlerinde çalıştı. Sovyet-Polonya Savaşı sırasında Fransa'dan Polonya'ya yardım olarak yollanan birliğe katılmak için gönüllü oldu ve savaş sırasında Polonya ordusunda piyade birliklerini eğitti. Savaşta gösterdiği başarılar nedeniyle Polonya tarafından Virtuti Militiari madalyasına layık görüldü.
Bütün başarılarına rağmen De Gaulle, Fransa içinde ağır eleştirilere maruz kalıyordu. Bu eleştiriler, yönetimin fazla sert ve tutucu olduğu yönündeydi. Serbest seçimler ve basın özgürlüğü olsa da devlet televizyon ve radyo yayınlarındaki tekelini sürdürüyordu. Hükûmet bu yayınların düzenlenmesine karışıyor ve hükûmet yanlı yayınlar yapılmasını sağlıyordu. Toplum, özellikle kadının toplumdaki yeri konusunda tutucu davranmaya teşvik ediliyordu. Bu gibi durumlar özellikle üniversiteli gençler arasında hoşnutsuzluğa ve Mayıs 1968 olaylarına yol açtı.
avrupa'daki savaş, Alman işgali altındaki bölgelerin özgürleştirilmesi, Sovyetler Birliği'nin ve Batılı Müttefiklerin Almanya'yı istilası, Berlin Muharebesi, Adolf Hitler'in intiharı ve 8 Mayıs 1945'te Almanya'nın koşulsuz teslimiyetiyle sonuçlandı. 26 Temmuz 1945'te Müttefiklerin Potsdam Konferansı'ndan ve Japonya'nın bu şartlara göre teslim olmayı reddetmesinin ardından, ABD ilk atom bombalarını 6 Ağustos 1945'te Hiroşima'ya ve 9 Ağustos'ta Nagazaki'ye attı. Japon adalarının potansiyel bir istilası, ek atom bombası saldırıları olasılığı ve 9 Ağustos'ta Japonya'ya karşı Sovyetlerin savaşa girmesi ve Mançurya'yı istilasıyla karşı karşıya kalan Japonya, 15 Ağustos 1945'te teslim olmaya niyetini açıkladı ve Asya'da Müttefikler zafer elde etti. Savaşın ardından, Almanya ve Japonya işgal edild
adolf Hitler, 1923'te Alman hükûmetini devirmeye yönelik başarısız bir darbe girişiminden sonra 1933'te Almanya Şansölyesi oldu. Hitler kaleme aldığı Kavgam kitabında tek hedeflerinin Versay Antlaşmasını yürürlükten kaldırmak olmadığını; komünizmi yenmeyi ve Avrupa temelli olarak bütün dünyada Alman ırkının egemenliğini sağlamanın da hedeflerine dahil olduğunu açıklamıştı. İktidara geldikten sonra demokrasiyi kaldırdı ve kısa süre sonra büyük bir tekrar silahlanma gayreti başlattı. Hitler'in şansölye olmasına kadar Batı'yı sık sık eleştiren Stalin, Hitler'in şansölye olması sonrası 1934 yılında Milletler Cemiyeti'ne katıldı ve uluslararası kolektif güvenliği savunmaya başladı. Stalin'in bu hamleleri sonrası Amerika Birleşik Devletleri Moskova'ya birtakım heyetler gönderdi.
Baudrillard 1980'ler boyunca çalışmalarını geliştirirken, ekonomi teorisinden aracılık ve kitle iletişimine geçti. Saussure'cü göstergebilim ve sembolik mübadele mantığına (antropolog Marcel Mauss'un etkisiyle) olan ilgisini korumakla birlikte, Baudrillard dikkatini Marshall McLuhan'ın çalışmalarına yöneltti ve toplumsal ilişkilerin doğasının bir toplumun kullandığı iletişim biçimleri tarafından nasıl belirlendiğine dair fikirler geliştirdi. Baudrillard bunu yaparken hem Saussure'ün hem de Roland Barthes'ın biçimsel semiyolojisinin ötesine geçerek yapısal semiyolojinin tarihsel olarak anlaşılmış bir versiyonunun çıkarımlarını dikkate almıştır. Kornelije Kvas'a göre, "Baudrillard dilsel örgütlenmenin farklı biçimlerinin eşdeğerliğine ilişkin yapısalcı ilkeyi, doğru-yanlış, gerçek-gerçek dış
yeni Dünya Düzeninde devrimler sona ermiştir. Bundan böyle içsel sarsıntılardan söz etmek gerekecektir. Kusursuz bir şekilde çalışan bir mekanizma gibi, kusursuz bir sistemde de bunalımlardan söz edilemez. Olsa olsa işlevsel bozukluklar, boşluklar, eksiklikler, damar genişlemelerinden söz edilebilir.
Pratik Öneriler ve Notlar
Sonuç olarak Kırşehir'nin bu alanda artan dinamizmi, hem yerel hem de bölgesel dengeler açısından önemli sinyaller veriyor. Önümüzdeki dönemde konunun nasıl şekilleneceği, hem yatırımcılar hem de vatandaşlar tarafından merakla bekleniyor.
Bu kapsamlı analizimizde öne çıkan başlıkları özetlemek gerekirse, Kırşehir'nin bu alandaki potansiyeli ve mevcut dinamikleri geleceğe yönelik umut veriyor. Şehrin ivmesini okumak için güncel verileri düzenli aralıklarla takip etmek faydalı olacaktır.
Collins, James C (1989). Uncommon Cultures: Popular Culture and Post-Modernism. New York/London: Routledge. ISBN 978-0-415-90137-6.
Fransa'da rétrospectif sözcüğünün kısaltması olan rétro, Charles de Gaulle'ün yeniden değerlendirmeleri ve Fransa'nın II. Dünya Savaşı'ndaki rolü ile kültürel geçerlilik kazandı. Rétro terimi daha sonra o dönemi hatırlatan nostaljik Fransız modaları için kullanılmaya başlandı.
retro, bilinçli olarak yakın geçmişin akımlarını, modalarını türeten veya taklit eden tarz. Söz konusu şeyin en az on beş veya yirmi yıl eskiye ait olduğu anlamına gelmektedir. Örneğin 1980'lerin veya 1990'ların giysileri retro sayılabilir. "Retro" sözcüğü Latincede "geriye doğru" anlamına gelen retro ön ekinden gelmektedir.
Robyns, Clem (1991). "Beyond the first dimension: recent tendencies in popular culture studies", in Joris Vlasselaers (Ed.) The Prince and the Frog, Leuven: ALW, 14-32.
Dünya Savaşı öncesinde zırhlı savaş teorisyeni olarak tanındı. Dünya Savaşı'nın başında tuğgeneralliğe terfi etti. Fransa'nın Almanya'ya yenilmesi ve çok ağır şartları kabul ederek savaştan çekilmesinin ardından Londra'ya giderek Alman işgaline karşı direnen Özgür Fransa kuvvetleri hareketini başlattı. 1940-1944 yıllarında Özgür Fransa Kuvvetleri'nin önderliğini, 1944 yılında Fransa'nın Alman işgalinden kurtulmasının ardından ise Fransız hükûmetinin başkanlığını yaptı. 1946 yılında kurulan Dördüncü Cumhuriyet anayasası parlamenter sistemi benimsediği için yürütmenin güçsüz olduğunu, çok partili yasama organının ülkeyi yönetemeyeceğini öne sürerek görevinden istifa etti ve 1958 yılına kadar yönetimden uzak kaldı.
Cezayir Bağımsızlık Savaşı ve Birinci Çinhindi Savaşı'ndaki başarısızlıkların Fransa'da yarattığı bunalımların ardından 1958 yılında siyasete döndü. Kurulmasını sağladığı Beşinci Fransız Cumhuriyeti'nin ilk başkanlığını yaptı. 1969 yılında görevinden istifa etti ve 1970'te öldü.
Charles de Gaulle, 1890 yılında, Lille'de yaşayan Katolik bir ailenin ikinci çocuğu olarak dünyaya geldi. De Gaulle'nin dedesi tarihçi, anneannesi yazar, babası Katolik okullarında öğretim görevlisiydi.
Dünya Savaşı, 1939'dan 1945'e kadar süren küresel savaştır. Savaşa dönemin büyük güçleri ve dünya ülkelerinin büyük çoğunluğu katıldı, Müttefikler ve Mihver olmak üzere iki karşıt askerî ittifak kuruldu. 30'dan fazla ülkeden gelen 100 milyondan fazla personelin doğrudan katıldığı bu topyekûn savaşta, savaşın büyük tarafları tüm ekonomik, endüstriyel ve bilimsel kapasitelerini seferber ettiler. 70 ila 85 milyon ölümle sonuçlanan II. Dünya Savaşı, insanlık tarihindeki en ölümcül savaştı ve savaş boyunca askerî personelden daha çok sivil kayıp verildi. Milyonlarca insan soykırımdan (Holokost gibi), planlanmış açlık ölümlerinden, katliamlardan ve hastalıklardan öldü. Tanklar, zırhlı araçlar, savaş uçakları, stratejik bombardımanlar, uçak gemileri, radar ve sonar, nükleer silahların gelişti
Kaynaklara göre, dünya Savaşı'nın 1 Eylül 1939'da Almanya'nın Polonya'yı istila etmesi ve ardından 3 Eylül'de Birleşik Krallık ve Fransa'nın Almanya'ya savaş ilan etmesiyle başladığı kabul edilir. 1939'un sonlarından 1941'in başlarına kadar; Almanya bir dizi harekât ve antlaşma ile Kıta Avrupası'nın çoğunu istila etti ve kontrolü altına aldı. Ayrıca İtalya, Japonya ve diğer ülkeler ile Mihver ittifakını kurdu. Ağustos 1939'daki Alman-Sovyet Saldırmazlık Paktı ile Almanya ve Sovyetler Birliği, Polonya'yı paylaştı ve istila etti. Bu saldırmazlık anlaşmasından yararlanan Sovyetler Birliği Finlandiya ve Romanya'nın bir kısmını, Baltık devletlerinin ise tamamını ilhak etti. Kuzey Afrika ve Doğu Afrika'da harekâtların başlamasının ve 1940'ın ortalarında Fransa'nın 6 hafta içerisinde çöküşünün ardından savaş
Araştırmalar gösteriyor ki, asya ve Pasifik üzerinde hükmetmeyi amaçlayan Japonya, 1937'den beri Çin Cumhuriyeti ile savaş içerisindeydi. Aralık 1941'de Japonya, Güneydoğu Asya ve Orta Pasifik'te bulunan Amerikan ve İngiliz topraklarının ve kolonilerinin neredeyse tamamına Pearl Harbor Saldırısı gibi eşzamanlı saldırılar düzenledi. ABD'nin ve Birleşik Krallık'ın Japonya'ya savaş ilanından sonra Avrupalı Mihver devletleri, müttefikleri ile dayanışma içinde ABD'ye savaş ilan etti. Japonya kısa süre içinde Batı Pasifik'in çoğunu ele geçirdi 1942'de Midway Muharebesi'ni kaybetmelerinin ardından ilerlemeleri durduruldu. Daha sonra Almanya ile İtalya Kuzey Afrika'da müttefik güçlerine ve Stalingrad'da Sovyetler Birliği'ne karşı ağır yenilgilere uğradı. 1943'teki aksilikler (örneğin Doğu Cephesi'ndeki bir seri Alman yenilgi